3 yaşımdayken melekleri gördüğümü hatırlıyorum. 4 yaşımdayken tüm eterik varlıkları görüyordum. Aklınıza ne gelirse, tüm varlıkları görüyordum. Tüm melekler, şeytanlar, demonlar, cinler, periler vb. Hiçbirini anlamlandıramıyordum. Hayat benim için o zaman zordu, sonrasında büyüdükçe alıştım. İşin daha zoru diğer insanların da her şeyi gördüğünü sanıyordum.

Nereden bileyim onları başkalarının göremediğini? Benim için karışık ve zordu. Küçük bir çocuk için ağır bir durum. Doğuştan %100 çivit mavisi auralı ve indigo doğan biri olarak hayat benim için normal başlamamıştı. Hepsi kafamda karman çorman olmuştu. Bu kadarla kalsa iyi. Arkadaşlarımın önceki hayatlarını ve önceki hayatlarda ne yaptıklarını, her şeyi görüyordum. Düşünsenize 5 yaşımdayım. Nasıl anlayabilirim bu kadar şeyi? (Apartmanımızda bir arkadaşım vardı benden 1 yaş küçüktü, onunla oynardım. Oynarken onun önceki hayatında neler yaptığı film gibi gözümün önünden akıyordu. Bu özelliğim kapanmadı.

Özellikle küçük çocuklara baktığımda önceki hayatlarını her yerde, her koşulda görüyorum. Metroda giderken bir anne bebeğine sarılmış, bebeğe bakakaldım, önceki yaşamı açıldı. Çocuk önceki hayatında çok can almış gaddar biri olarak yaşamış. Şimdi güzel bir ailede ve sevgi ihtiyacını karşılayarak bu sefer iyi biri olması amaçlanmış. Tabii ki, annesi hiçbir şey bilmiyordu. Hayatımın normal bir dakikası böyle geçiyor.) Devam edelim 5 yaşımdayken bunların hepsi çevremdekiler için de kafa karıştırıcı oluyor muydu, yok, çocuktur diye o zaman inanmadılar bana. Büyüdüğümde anladılar gerçekten gördüğümü. Her çocuk hayal kurar dediler. Bu durum indigoların genelde yaşadığı bir durum.

Dahası da var: Damgalarım açık doğduğum için geldiğim yeri hatırlıyordum. Diğer gezegenleri hatırlıyordum. Yaşadığım son 10 enkarneyi her zaman çok net hatırladım. Daha önce yaşamış olduğum evin resmini çiziyordum her yere ve her yere. “Buraya gidelim, ne zaman gideceğiz!” diyordum. Beni geri götürecekler sanıyordum. “Neden benim de damgalarım açık değil, keşke açık doğsaydım” diyenler; o zamanlar benim için çok da kolay değildi. Bir anlayabilseydim ne kadar güzel olacaktı. Evime duyduğum derin bir özlem vardı. Hep eve dönmek istiyordum. (İşte bu karışıklığı yaşamayın ve Gaia mekanına alışmanız kolay olsun diye tüm bunları hatırlamıyorsunuz.

Spatyom’dayken ruh varlığı daha ana rahmine düşmemişken melekler her ruhu damgalar ve böylece spiritüel algımız bilerek kapatılır. Adaptasyon sorunu yaşamayalım diye tüm bunlar.) Bu yaşam Gaia’da ki ilk enkarnem ve o zamanlar döneceğim sanıyordum ve daha 5 yaşımdaydım. 5 yaşındaki bir çocuk için epey fazla bir durum bu. Uzay ve uzaylılar hakkında saatlerce anlatıyordum. Benim için çok normaldi. Sonra yine 5 yaşımdayken elimi koyduğum yerde ağrı geçtiğini fark etti çevremdekiler. Bu ilk önce bir baş ağrısıydı.

Hep anlatırlar, bu ilk 5 yaşımda oldu. Bir yakınımın başı ağrıyordu ve elimi koyunca geçince herkese söylemeye başladı. Sonra başı ağrıyınca, Özlem gel elini koy canım diyordu bana. Ben sadece elimi alnına koyuyordum. Bir şey yapmıyordum. Hiçbir şey. Anlamıyordum da. “Geçti aferin sana” deyip coşkuyla başkalarına anlatınca sadece gülüyordum, seviniyordum o kadar. 5 yaşındaki bir çocuk bunları anlayamaz ki... Sonra durum devam etti. Bunların tesadüf olmadığını düşünüyorum. Rahmetli sevgili babaannemin dizleri ağrıyordu bir gün. Ben de kucağına yattım. “Özlem dizlerimin ağrısı geçti” diye coşkuyla anlatmaya başladı 15 dakika sonra. Sonra başka bir gün bu yine tekrarlandı. Benim yaşlı 2 tane tatlı mı tatlı halam vardı. Onların bacakları romatizmadan hep ağrırdı. Babaannem; “Özlem halanın bacağına elle de ağrısı geçsin” dedi. Ne anlarım, gittim elledim sadece. 15 dakika geçti geçmedi, halam coşkuyla nasıl geçti diye gülmeye başladı, öbür hala da bana da elle dedi. Bacaklarına sadece elimi koydum. Onun ağrısı da geçti. Yıllar boyu bu durum hemen hemen her gün tekrarlandı. Ben çok memnundum. Mutluydum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Dizinin üzerinde sadece elim duruyordu. Geçti aferin Özlem dediklerinde seviniyordum ve 9 yaşıma gelmiştim. Beni eğlendiriyordu. Hala farkında değildim bunların, sadece hoşuma gidiyordu. Ağrı geçirmek için bir çaba sarf etmiyordum. Gerçekten geçiyor mu, onu da bilmiyordum, ilerde anlayacaktım. Yıllar geçti, yakınlarımdan hastalanan olduğunda, diyelim gece birisi fenalaştı hastaneye acile gidilecek; son anda “Özlem sen iyileştir, olmazsa hastaneye gideceğiz hemen” diye yardım istekleri geldi. Bunun üzerine son anda o insanın üzerine ellerimi koydum, genellikle ellerimi ağrıyan yere koydum ya da ellerini tuttum, gözlerimi kapattım ve geldiğim gezegenden yardım istedim. Artık geldiğim gezegeni daha açık görebiliyordum ve oradakileri de görebiliyordum ve bu benim için normaldi, yaşım 14 olmuştu. 15 dakika içinde acile gitmekten kurtulan ve tüm ağrısı geçen insanların şaşkınlıkları ile dolu hayatım.

“Nasıl oldu, bu tüm ağrım geçti?!” diyen insanlara alışmıştım. Seviniyordum ve şifalandırdıkları için teşekkür ediyordum. Tabii ki artık geri dönemeyeceğimi anlamıştım. Bu enkarne Gaia mekanındaydı. Pleiades, Andromeda, Sirius’tan sonra Dünya’ya alışmam ve dayanabilmem lazımdı. Kendimi daima çok yalnız hissettim, çünkü tüm bunları kimseyle konuşamıyordum ve bu yüzden bunları anlatmamayı tercih etmiştim, çevremdekilerin kafasını karıştırmamak için. Sonra ne oldu derseniz eğer, tesadüf bu ya; evin kütüphanesinde psikoyoga kitabı ayrıca meditasyon kitabı buldum. Bu iki kitabı yüzlerce kez okudum. Her gün tekrar okumaya başladım. Alışkanlık olmuştu. Her kelimesini ezberledim. Sonra gece 4:30 kalkıp psikoyoga yapmaya başladım ve devamında sabah okula gittim. Okuldan gelince günde 3 saat düzenli meditasyon yapmaya başladım. Bu böyle devam etti yıllarca ve alışkanlık kazandım. Tüm psişik algımı, kapasitemi ve beni baştan sona değiştirecek olaydı bu, bilmiyordum. Yoga ve meditasyon beni tamamen geliştirdi. Psişik algım açıktı ama bunlarla iyice açıldı. Telepati yeteneğim arttı.

Lise 1 de hipnoz yapmaya başladım. Bu konuda ne varsa okudum ve uyguladım. Telekinezine merak sarmıştım. Aura, çakra adına ne pratik varsa tüm boş zamanımda bunlarla geçiyordu. Ellerimdeki enerji ile balon yapıp oynuyordum. Ya da arkadaşımla bin bir türlü aura oyunları oynuyordum. Benim için çok eğlenceliydi. Bunları aura kitaplarından öğrenmiştim. Bu pratikler de var olan potansiyelimi iyice açığa çıkardı. Artık dünyanın çeşitli yerlerindeki meditasyon hocaları ile telepatik olarak konuşabiliyordum. Agartalılarla rahatça konuşabildiğimde 15 yaşımdaydım. Bu benim için muhteşemdi. Uzun uzun meditasyonlarıma herkes alışmıştı. Devamında hayatıma astral seyahat geldi. Astral seyahat hayatımın başka bir dönüm noktası. Astral seyahat yaptıkça Spatyom’a gitmeye başladım ve bundan çok zevk alıyordum. Geldiğim gezegenlere yüzlerce kez gittim bin şükür. Ruh ailemle konuşmak beni çok duygulandırıyor.

Meleklerimle konuşmak sonsuz mutluluk. Önceki enkarnelerimi astral seyahat yaptığımda kendiliğinden çok daha ayrıntılı görmeye başladım. Böylece karma çözmeye başladım. Baktım ki astral seyahat yaparken, bedende olduğumdan daha rahatım, her gün astral seyahat yapmaya başladım. Yıllar içinde de oldukça gelişti. Devamında akaşik kayıtların bana açıldığını anladım ve akaşik kayıtlara merak sardım. Önceki enkarnelere gidip akaşik kayıtları inceliyordum. Hayat benim için hiçbir zaman normal olmadı. Benim için normal olan bunlardı.

Melekler, astral seyahat, meditasyon, yoga, aura ve çakralarla ilgili türlü oyunlar, önceki enkarneler, geldiğim gezegenler, uzayda uçmak ve astral gezmek; benim normalim bunlardı. Bunların hepsi için Yaradan’a minnettarım. Yıllar içinde şifacılık yeteneğim tabii ki gelişti. O zamanlar uyumlamalar yoktu. Usui Reiki varsa bile benim çevremde bu bilgiye sahip olan yoktu. 18 yaşımdaydım. Kendi bildiğim yöntemlerle doğuştan olan bionerjim ile şifa veriyordum. Sonradan yıllar için de diğer şifa sistemleri ile tanışacak ve çok sevecek ve hatta tüm bunlarla daha da çok gelişecektim; bilmiyordum. Şu an 4000’e yakın uyumlamam var. Her sistemin nasıl olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl kullanıldığını zaman içinde büyük bir coşkuyla öğrendim. Bu yaşamda size bunları anlatmak için görevlendirildim. Benim dünyaya gelme amacım bu. Psişik spiritüel. 

ÖZLEM TUNALI KİMDİR?