GÖZLERİNİZDEKİ IŞIK NEDEN ÖNEMLİ?

Gözlerinizdeki ışık ne zaman azalır, o zaman siz azalırsınız. Siz 4. çakranızsınız.

Kalp çakrası her zaman elzemdir. 7 çakra içinde yaşamsaldır. Gözlerinizdeki ışığın kaynağıdır. 4. çakra neşedir, sabır sebattır, topraktır, dünya anaya bağlanmaktır, dünya işleriyle uğraşabilme gayreti gösterebilmektir.

Az sonra bu ışığın neden bu denli gerekli olduğunu da anlatacağım: Dilerim daim olur ışığınız, enerjiniz, yaydığınız olumluluk.

Her canlı, sadece canlı ama bitkisel hayatta olan öyle çok ruh var ki…

Gelelim bu ışık neden bu kadar gerekli?

Öncelikle yaşam kaynağı enerjidir, beslenmektir. Biz nelerden besleniriz?

Bir yatay beslenme bir de dikay beslenme. Yatay beslenme, hayvanlardan, insanlardan, doğadan beslenmedir.

Bu geçici ve kısa sürelidir ama çoğumuzun yaptığı budur. Dikey beslenme ilahi sistemle beslenmedir. Uzun sureli etkisi vardır ve etkisi çok daha kuvvetlidir.

Beslenme kaynağımız yatay ya da dikey; ne olursa olsun, ortak nokta şudur:

Ne kadar iyi besleniyorsak manevi olarak ışığımız artar/ gülüşümüze yansır/ ruhumuza yansır, üzerimize yapışır o hal.

Bu bizim bilmediğimiz, fark etmediğimiz bir giysimizdir. Bunu biz değil de, daha çok başkaları fark eder.

Yaydığımız enerji ve auradır bir anlamda ama bu enerji da başkalarından/ evrenden nasıl besleniyorsak; onun sonucunda tekrar çevreye yansıttığımız bir enerjidir.

Bizim ışığımız ne zaman yüksek olur biliyor musunuz?

Çok mutluysak, çok huzurluysak, iyiysek; bu muhakkak dışarı yansır.

Fotoğraflarımız bile en iyi hallerimizde başka olur. Oysa ne kadar iyi görünmeye çalışırsak çalışalım, eğer pek de iyi değilsek, en iyi fotoğrafçının önünde bile iyi çıkmaz o pozlar.

Neden? Işığımız azdır. En nihayatinde bu yansır dünyaya ya da öyle iyiyizdir ki, bize; “Ne kadar muhteşem görünüyorsun!” derler ve biz de oysa bu kadar iyi görünmeye çaba sarf etmemiş olduğunuzdan çok da şaşırırız. Enerji böyle bir şey. Auramıza yapışır. İnsanın nasıl olduğu aslında yaydığı enerjisinden açıkça anlaşılır. “Biri çok iyiyim” mi diyor ama yaydığı enerji ise “Yalan!” diye bağırıyor mu? Dediği değil, yaydığı enerji doğruyu söylemektedir.

Peki, senaryoyu bir de şöyle okuyalım: Işığı solan insanın, gözlerinde bakış donuklaşır öncelikle.

İnancını ve hevesini kaybetmiş insanlarda görülür bu en çok da. Bunun sebepleri ise; olaylara, durumlara, ilahi sisteme, insanlara inanmak ve bu inancı korumak ilgili.

Lakin yaşananlar karşısında gözlerindeki ışığı hala koruyabilmek de, açık konuşmak gerekirse hiç de kolay değil. Buranın kolay bir mekan olduğunu kimse söylemedi.

Yorulmamız ve tüm yorgunluklarla yoğrulmamız da son derece normalken; normal olan şu ki, insanlara olan güveni korumak her zaman kolay olmuyor. Bu güven kırılınca da; gözler de donuklaşabiliyor, bakışlar da…

Deneyim ise malesef böyle bir şey. Dileğim ise şu; deneyim kazanırken, dilerim gözlerinizdeki bakış donuklaşmadan, içinizdeki çocuk hala yaşarken ve ışığınızı koruyarak ilerleyebilirsiniz.

Çünkü o gözlerdeki bakış bir kez donuklaştı mı, o çocuğu bir kez kaybettiniz mi, ışığınız söndü mü; o zaman en eğlenceli zamanlar da sizi beklese; siz görmedikten sonra, söylesenize, ne işe yarar?

Işık ve sevgiyle…


Tanıtılan Yazılar
Yazılar Çok Yakında Burada
Birazcık daha sabır.
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square