EDEN BULUYOR; GAİA’ DA YA DA SPATYOM'DA AMA MUHAKKAK CEZASINI BULUYOR…

Günlük bir gözlemimi aktaracağım sizlere. Buna benzer örnekler siz de görüyorsunuzdur. Edenin bulduğuna dair durumları herkes görür ama bazıları bunları görmezden gelir.

Spritüel anlamda inceleyeceğimiz karakter de edenin bulduğuna inanmıyorum deyip görmek istemeyenlerden. Zamanla gösterirler, yukardan öyle tekamüller iner ki…

Samimiyetsiz, sahtekar, yalancı, işgüzar ressam bir tanıdığım var. Samimi olmadığını daha en başından anladım, konuşma tarzından/ üslubundan, yaşam şeklinden; sezgilerime gerek bile kalmadı.

Gel zaman git zaman kocaman sektörde her türlü insan var. Hayallerinden bahsediyor, hiçbiri gerçek olmayacak, biliyorum, hep para sıkıntısı çekecek.

Çok iyi çiziyor yine de şansı yaver gitmeyecek. Neden mi dersiniz? Hak yiyor. Kadınlara kötü davranışlarından gurur duyulur bir şeymiş gibi her konuşmasında bahsediyor. Kaç kadının ahını alıyor sürekli kimbilir. O ah ile şuradan şuraya gidemez.

Demem o ki, buradan spiritüel bir konuya geleceğim. İnceleyelim vakamız olsun bizim bu karakter. Bu karakterim adına da Mahmut diyelim. Mahmut kök çakrayla hayatta.

2. çakra yok çünkü empati yeteneği sen deme, senin deme durumu yok. Hatta bu durumdan haberdar değil. Sanatla ilgilenmese 3. Çakra da batacakmış ama 3. çakrayı kurtarmış görünüyor.

Hayattan tat alıyor, aşık olmasa da bu bakımdan 4 sağlam. Gelelim 5’e, tek çarpıyla idare ediyor. Fakat 6, 7, 8. çakralar sizlere ömür.

Mahmut zengin olmak istiyor, olamayacağına dair senet imzalarım. Birinin hakkını yiyerek bi yere gelemezsin.

Eğer yürüdüğün yollarda kadınların göz yaşları varsa, o yollar sana gün gelir neler yaşatır; o gülümsediğin de yanına kar kalmaz. Bedelini ödemeyeceğin hiçbir kötülük yoktur.

Şimdi bana şu soruyu soruyorsunuz; iyi de Özlem Hanım her zengin olan iyi insanlar mı ve hiç mi hak yememişler? Doğru duymuş muyum?

Şöyle bir şey var eden bulur. Bugün olmasa yarın muhakak. Etrafımdaki herkesi gözlemliyorum. Hak yiyen birisi varsa zamanı gelince öyle bir acı çekiyor ki, yaradan hem de onun nereden acı çekeceğini gayet iyi biliyor.

Onu bu dünyada en sevdiği şeyle sınar zamanı gelince. Aslında gördüğüm şey, hakkını yediği kişi bile ona öyle acı veremez, çünkü birinin en kötü nasıl canı acır işte bunu yaradan biliyor.

Bulmadan eden ve ettiğini bulmadan bu dünyadan göçüp giden de olabilir ama o zaman Spatyom’da çekecek demektir. Ama kesin olan tek şey verilen acının cezası çekilir. Bazıların ahı tutar, bilirsiniz.

Çevremde çok gördüm ahı tutup da başkasının hayatındaki çöküşleri. Siz de şahit olmuşsunuzdur.

Gelelim karakterimiz Mahmut’a. Mahmut kendini dünyanın en akıllı insanı sanmakta. Bütün herkes saf, özellikler kadınlar oynanacak oyuncak bile değil gözünde ve o bu dünyaya kadınlar için oynamaya gelmiş.

Üstelik, daha da beteri iki tane okuduğu cümleyle bu yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Var, böyle insanlar; her türlü insan olduğu gibi bu da bir karakter sonuçta.

Gözlem yaptığımız ve gördüğümüz her insan suje, tekrar hayatı anlamlandırmak için. O anlatırken ben onun hiç zengin olmayacağını ve tüm çabalarının boşa olduğunu gördüm.

Buradan başka bir yere geleceğim. Özellikle bunu anlattım, derdim Mahmut karakterini anlatmak değil.

Bir şey elde etmek istiyorsak bu hayatta dürüst olacağız, hak yemeyeceğiz. Bize yapılmamasını istemediğimiz şeyi bakasına yapmayacağız. Bu kadar basit.

Ama ne var ki, 3000 yıldır bu kadar basit ve sözde erdem gerektirmeyen bir konuda daima sınıfta kalıyoruz. Ne mi oluyor?

Daima beden değiştirip yeniden geliyoruz. "Gelirim, ne olmuş" diyenler için; her zaman bir sonrakinde sınıfta kaldıysanız daha kötü ve zor bir yaşamdan başlarsınız.

Bu da Tanrının size, "eninde sonunda çekeceksin yaptıklarını", deme şeklidir. Sevgilerimle.


Tanıtılan Yazılar
Yazılar Çok Yakında Burada
Birazcık daha sabır.
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square